Vali'nin Bayramı (04.05.2013, BirGÜN)




Vali’nin Bayramı

Bir vali düşünün, babası işçi, kendisi yaz tatillerinde tarlada çalışıp saman basmış,  toz ve ter ne demek bilen bir mevsimlik emekçi. İçindeki işçi sevgisi öylesine büyük ki, emekçileri Taksim’deki derin hendeklerden korumak en büyük emeli. Bütün bu özveri ve insan sevgisiyle, Mutlu dünyanın en önemli metropollerinden birine vali olma ayrıcalığını hak etmiyor mu?

Üstelik valiliğin gereği olan halkı biber gazıyla yola getirme görevini başarıyla tamamlanmışken, günün sonunda bakanı ve başbakanından işiteceği övgü dolu sözler için bir kaç marjinal örgüt üyesinin yaralanmış olması da laf mı?

Eski İstanbul valisi Muammer Güler’i hatırlasanıza, 1 Mayıs ve polis şiddeti konusunda benzeri bir çok uygulamaya imza atmış, marjinal örgütlere göz açtırtmamış, ne marjinal ne de örgütlü olan Ogün Samast gibilerin sokak ortasında cinayet işleyebilecekleri güzellikte bir büyükşehir için canla başla çalışmıştı. Devlet de elbette Güler’e ödülünü verdi, kendisi şu sıralar ülke genelinin güzelleştirilmesinden sorumlu içişleri bakanı.

1977’de İstanbul valisi olan Namık Kemal Şentürk ise 34 kişinin öldüğü kanlı 1 Mayıs için, tıpkı Mutlu gibi, vicdanının rahat olduğunu söylemiş, Halil Berktay’ın olayın solculardan kaynaklandığı şeklindeki açıklamasına destek vermişti. Namık Kemal Şentürk, 77 1 Mayıs’ından sonra istifa etmesi gerekirken aynı yıl Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından Cumhuriyet Senatosu üyeliğine seçilmiş, darbeci Evren’in 80 sonrasında yapılan ilk seçimlerde halka işaret ettiği parti olan MDP’den milletvekili seçilmişti.

Anlayacağınız 1 Mayıs’lar sadece emekçilerin değil valilerin de bayramı. Sorarım size, o gün uygulanacak şiddetin dozuna göre senatör, milletvekili, bakan olma ihtimalini olan Mutlu ne yapsın, elbette vicdanı rahat olacak. Her ne kadar başbakan 1 Mayıs’ları şehrin dışındaki izole alanlarda kutlanmasını istese de buna en başta valiler karşı çıkmalı. Zira terfiinin teminatı olan 1 Mayıs’ın sükunetle kutlanması valilik müessesi hiç de iyi olmaz.

Bir Bilene Sorun

Vali Mutlu’nun Gazlı 1 Mayıs’a ilişkin “Nitekim Türkiye Kominist Partisi, Kadıköy Meydanı için başvuru yapmış kendilerine bu izin verilmiştir. TKP mitingi Kadıköy'de yapacaktır” sözleri sosyal medyanın eğlencesi oldu. Vali durmadı 1 Mayıs’ı  Taksim’de kutlamak isteyen sendikalı ve siyasi partili emekçi gruplara uygulanan orantısız gaz ve şiddeti grupların marjinal olmalarıyla ilişkilendirdi.

Ne olacak bu sağcıların ismini telaffuz edemediği (Kominist/Komünist) ve anlamını bilmediği (marjinal) kavramlara olan düşmanlıklar? Bütün düşmanlık anlayamamaktan geliyor olsa gerek. Suç solcularda kendi aralarında tartışmaktan sağcılara kendilerini iyi anlatamamışlar.

Bu eksiği kapatmak için yetmez ama Doğan Tarkan valiye kim kimdir, marjinal nedir, hangi örgüt marjinaldir, hangileri gizli Kemalist’tir gibi konularda bir bilgilendirme ziyareti yapabilir. Devletten gelecek yeni bir teşekküre itirazı olacağını sanmıyorum.

Basit Siyasiler Hikayesi

“Bizim bir Marmarayımız var. Basit çanak çömlek hikayesi bize 4 sene kaybettirdi. 3 sene, 4 sene önce Marmaray açılacaktı. Şimdi bu 29 Ekim'e yetiştirmeye çalışıyoruz. Yazık, günah değil mi? Her geçen zaman bu ülkenin aleyhinde. Biz muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacaksak, bu yatırımlarımızı hızla gerçekleştirmek zorundayız" diyen başbakana sormazlar mı; söz konusu muasır medeniyetlerin önündeki asıl engel böyle düşünen siyasiler olmasın? Çünkü ulaşılmak istenen hiç bir muasır medeniyette geçmişi aydınlatan çanak çömlek basit bir hikayenin parçası olarak görülmez, böyle gören biri başbakan olamaz. Ne diyelim, başbakan basit hikayeleri sevmiyor, onun için geçmiş gösterişli olmalı, meydan okumalı, kar getirmeli. Bu yüzden çanak çömleğin değil AVM yapacağı Taksim Topçu Kışlası’nın korunmamasının hesabını soruyor.