1 Mayıs Sıkıntısı


1 Mayıs Sıkıntısı

Fransız anarşist ve şarkıcı Leo Ferre’nin “Quartier Latin” adında bir şarkısı vardır. Şarkı, bütün dünyayı etkileyen siyasi ve kültürel bir kırılma olan 1968 öğrenci hareketinin başladığı Paris’in merkezindeki bir sokağın zaman içinde kavramsal kimliğini yitirip, basit turistik bir yere dönüşmesine ilişkin hayal kırıklığını dile getirir.Oysa, sokağı dönüştüren bizdeki gibi gözünü hırs bürümüş bir iktidar değil, biraz turistler biraz da zamanın değişen ruhunun etkisidir. Nitekim Paris’te geçmişten buyana korunan, protestolarla her defasında yeniden aşındırılan meydanlar mevcuttur. Bu durum elbette sadece bu şehre ve yakın geçmişe özgü bir durum değildir. Meydanlar taş devrinden bu yanda toplumsal olayların, stres ve çatışmaların çözümlendiği, kutlamaların yapıldığı yerlerdir. Antik Yunan’da agora, Roma’da forum olarak adlandırılan meydanların anlamı zaman içinde pekişerek bu mekanlar önemli toplumsal olayların gerçekleştiği sahneler haline gelmiştir. Bizans döneminde İstanbul’da Sultan Ahmet Meydanı (Augusteion), At Meydanı (Hipodrom), Çemberlitaş (Forum Constantinus), Beyazıt Meydanı (Theodosius) başta olmak üzere bir çok meydan mevcuttur, bunların bir kısmı Osmanlı tarafından da kullanılmıştır. Özetle demokrasi meydanlardan gelir, meydanlarda soluk alır.Demokrasinin varlığını, hakikatini ancak orda görmek mümkündür.

Her yıl 1 Mayıs yaklaşırken aynı bildik meseleyle Türkiye’nin en önemli meydanı tartışmaya açılır, emekçilerin Taksim’e girmesi manasız bahanelerle yasaklanmak istenir. Oysa son iki yıldır Taksim’de coşkuyla kutlanan 1 Mayıs’ta her hangi bir olay olmadı.Memleketin meydan algısı Malazgirt meydan 
muharebesinin ötesine geçemediğinden kitlesel kalabalıklar akıllara ya muharebeyi ya da ecdadımızın başını ağrıtan isyanları getiriyor. Mevcut iktidar ise bir yandan kitlesel muhalif eylemlerin gerçekleştirmesine tahammül edemezken diğer yandan kendini alkışlayacak binlerce insanı meydanlara otobüslerle taşımaktan da geri kalmıyor; demokrasiyi iktidarı alkışlama sanatı sandığından meydanlara topladığı kalabalıklarla övünüyor. Özetle Türkiye’de iktidarların meydan kültürü kendi koyununu otlattıkları yer olmaktan öteye gidemiyor.

Taksim’e ilişkin tartışmaları kökten çözme gayretindeki AKP’nin bu yılki bahanesi şantiye halinde olan Taksim. Elbette Taksim kendi kendine bu hale gelmedi. Bir çok itiraza karşın bir oldu bittiyle Taksim hızlı bir değişimin içine sokuldu. Gelecek yıl için ise neredeyse hiç umut yok.

Çünkü iktidar Taksim’i dönüştürerek buranın tarihsel ve kavramsal kimliğini kendini memnun edecek şekilde yeniden biçimlendirme derdinde. Meydanları şehrin dışına ya da kontrol altında tutacağı, yaşayan şehre dokunmayan yerlere taşıyarak muhalif her türlü eylem ve düşünceyi çitle çevirmeyi amaçlayan iktidarın sıklıkla sözünü ettiği ileri demokrasi ya da demokrasinin de ötesinde duran kavram, daha çok özgürlükten değil her gün daha çok kısıtlanan birey ve toplumu ifade ediyor.Oysa bu barış iklimine 1 Mayıs ne de yakışırdı. İnsan düşünmeden edemiyor işçi ve emekçisiyle barışamayan iktidar nasıl oluyor da bir anda karşımıza barışın yılmaz savunucusu olarak çıkıyor.

Bir de bu tür kutlama ve protestoların sürekli Taksim’de yapılmasından şikayetçi olanlar var ki, ben şahsen onları anlamakta güçlük çekiyorum.

Öncelikle bu tür meydanların ulaşımı kolay olan merkezi yerler olması gerekir. Ayrıca protesto ve gösteriler yapanlar eğlensin ve medyaya malzeme olsun diye yapılmaz, civardaki insanların farkındalığını arttırmak adına gösteri, yürüyüş ve kutlamaların bu tip tekrar edenmekanlarda yapılması doğrudur. Aynı ölçüde amaç, bu merkezlerde hayatın rutin akışını durdurarak kitlesel bir eylemi gerçekleştirebilmektir. Buna da toplantı ve gösteri özgürlüğü diyoruz. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ifade özgürlüğünün tamamlayıcı unsurlarından biridir.Bu tür hakların sınırlandırılmaya yönelik engellemeler sadece belirli bir kesimi sindirmeyi, görmezden gelmeyi, onları susturmayı değil tarihsel mekanları toplumsal bellekten silmeyi de amaçlar. En çok da bu nedenle her ne olursa olsun 1 Mayıs’ta Taksim’den vazgeçilmemelidir.

1 Mayıs Taksim’dir, Taksim 1 Mayıs’tır.

Popüler Yayınlar