2012-2013 sezonunda Beşiktaş maçlarını Eurosport'a yazıyorum...


'Feda'nın futbolu


gunes duru besiktas - Futbol - Süper Lig

2012-2013 futbol sezonu, geçen sezon, şike ve teşvik iddialarıyla çalkalanmış, itibarı iki paralık olmuş futbol ortamında bir çok kulüp için yeni bir başlangıç, Beşiktaş için ise “feda” demek. Fenerbahçeliler alınmayacaksa tüm bu süreçten en fazla etkilenen takımın Beşiktaş olduğunu söyleyeceğim. Demirören’in arkasına bakmadan, koşar adımlarla federasyon başkanlığı koltuğuna oturmasıyla / atılmasıyla birlikte Beşiktaş bir süre başıboş kaldı, uzun süredir paralarını alamayan oyuncular, geleceğe ilişkin kaygılarını saha içine fazlasıyla yansıttılar.

Sonrası malum Demirören federasyon koltuğuna Fikret Orman da başkanlık koltuğuna yerleşti. Ardından Beşiktaş’ın UEFA’dan bir yıl Avrupa Kupalarına katılmama cezası aldığı haberini aldık.

Uzun süre yeni teknik adam arayışına giren yönetim neredeyse Eriksson’la el sıkışmış ve tepkiler nedeniyle bu transferden vazgeçmişti. Kimi haberlere göre 1 milyon 200 bin avro Eriksson’a feda edilerek yönetimin ekonomiyi toparlamak için başlattığı “feda” kampanyasına gösterişli bir başlangıç yapılmış oldu. Ardından yıllardır her kriz döneminde ismini duyduğumuz Beşiktaş’ın çocuğu Samet Aybaba sonunda muradına erdi, burada Adnan Aybaba’nın yıllar süren “feda”sını teslim edelim, bir şeyi bin kere söylerseniz oluyormuş.

Gelelim bu sezona damgasını vuracak kampanyaya; “Feda” sözcüğünün tarihsel rüzgarıyla “Beşiktaş Futbol AŞ.” bu sezonun “heba” edilme ihtimaline taraftarı hazırlamayı başardı. Beşiktaş taraftarı başta olmak üzere, kimi sanatçı dostların desteğiyle kampanya hem istenileni verdi hem de Samet Aybaba’nın Beşiktaş’a teknik adam olmasıyla yaşanan şokun etkisini bir nebze azalttı. “Feda” dedik, dedim demesine de, kime neyi feda ettiğimizden açıkçası emin değilim. Acaba feda ettiklerimiz iyi teknik adam, iyi futbol, şampiyonluk, iyi bir yönetim mi? Neyin feda edildiğini zaman gösterecek.

Samet Aybaba’nın gelişiyle birlikte hepimizin merak ettiği Beşiktaş’ta neler olacağıydı. Takım sezon öncesi çalışmalarla biz ise internet başında spor sayfalarını re-fresh ederek yeni sezona hazırlandık. Gerçi spor basınında hemen her gün Fernandes ve Q7’ye ilişkin med-cezir manzaraları ve hayali transferlerden başka bir şey göremedik.
gunes duru besiktas - Futbol - Süper Lig

Maça gelince...
Dün gece maçı sıkı bir Galatasaraylı olan babamın “Aybaba’yı sevmem ama göreceksin Beşiktaş’ı şampiyon yapacak” sözlerini aklımın bir köşesinde tutarak izledim. Aybaba Milneli yılların, Metin-Ali-Feyyaz’lı sürekli hücumu düşünen Beşiktaş’ın etkisinde fazla kalmış olmalı ki, her defasında Beşiktaş’ın saldırgan, sürekli hücumu düşünen ve çok koşan bir takım olacağını söyledi durdu. Fakat dün gece bir kez daha gördük ki, nostaljiyle, teknik adam değişikliğiyle, genç oyunculara şans vermekle istenilen takımı yaratamazsınız. Hele de bu oyun şemasına göre oyuncular transfer etmemişken.

İBB maçında Beşiktaş hızlı deparları attı atmasına da, genelde bu deparlar kontra ataktan yediği hücumları bertaraf etmek için oldu. Yeri gelmişken çoğunlukla orta göbekten gelen İBB atakları bir zamanlar bu takımda Ernst adında bir oyuncunun olduğunu kenar yönetime hatırlattı mı merak ediyorum?

Recep Çetin yardımcı teknik direktör olarak çıktığı ilk resmî maçında, önemsiz bir pozisyonda dördüncü hakeme yaptığı itiraz nedeniyle çıktığı tribünden saha kenarından görünmeyen özellikle orta alana ilişkin problemleri görme fırsatı bulmuştur umarım.

Beşiktaş’ta Samet Aybaba’dan sonra en fazla ismi geçen oyuncu Fernandes. Dün gece hemen her mevkide görülen Fernandes “ben bu takımda ne arıyorum” diye adeta sahanın içinde kendini anlayacak birilerini arıyordu. Neyse ki Fernandes’in düşünceli halini kendini ofsayta adamış Almeida anladı da maçın beraberlik golünü kaydetti. Gol hem Fernandes’e hem Almeida’ya hem de Aybaba’ya bayram şekeri oldu. Beşiktaş son yıllarda İBB deplasmanında beş maçı kaybedip bir tanesinde de berabere kaldığını düşünürsek ben sonuçtan memnun olanlardanım.

Dün geceki oyunu vasat olsa da Fernandes takımın en iyilerinden biriydi. Peki bu takıma bir Fernandes yeter mi? Sakatlanırsa ne olur? Bu gibi soruları sezonun daha başında sormanın uğursuzluk getireceğinin farkındayım. Fakat dün gece oynanan maç gösterdi ki, Beşiktaş’ın en az 3-4 transfer yapması gerekiyor, transfer sezonunun henüz bitmediğini birileri yönetime hatırlatsın lütfen.

Uğur Boral transferi yerinde olmuş, belki Boral henüz hazır değil fakat en azından sol kanatta orta yapmayı becerebilen, hücumda etkili bir isim var. Olcay Şahan için yorum yapmak için henüz erken, kötü değil fakat o mevki için takımınızda daha iddialı oyuncular barındırmalısınız.

Bir de Beşiktaş’ın yedek kulübesine göz atalım; Sizce kulübede maçı çevirecek, İBB maçında sahaya çıkan 11’den daha nitelikli oyuncular var mı? Bence yok. Çağdaş futbolda kulübesi zayıf olan bir takımın başarılı olması ancak tesadüflere bağlıdır (Bu çok Üründül vari oldu).

Sonuç olarak Beşiktaş geçen sezondan bu yana sürdürdüğü deplasmanda galip gelememe serisini başarıyla devam ettire dursun biz de bayram diyelim, seyran diyelim, takım hazır değil diyelim, İBB, Beşiktaş’a ters geliyor diyelim, ligin daha başında Samet Aybaba’ya daha fazla yüklenmeyelim, önümüzdeki “feda”lara bakalım.

http://tr.eurosport.com/futbol/super-lig/2012-2013/gunes-duru-besiktas_sto3393188/story.shtml

20/08/2012'de Eurosport Türkiye'de yayınlanmıştır.