Ölümü ezberledim de geldim

Affınıza sığınarak biraz kişisel başlayacağım: Birkaç gün önce Metin Altıok’un şiirlerinden bestelenen şarkılardan oluşan “Anka” albümü yayınlandı. Naçizane ben de bu albümde Altıok’un “Sis” şiirini besteledim ve söyledim.
Şiirlere müzik yapmak, onları notayla, ezgiyle buluşturmak oldukça zor bir süreçtir. Müziğin şiirin ahengini bozması, şairin var ettiği dünyayı değiştirme riskinin ötesinde, albümü Altıok’a ve onunla aynı kaderi paylaşanlara saygı anlamına geldiğinden zor bir kayıt gecesiydi.
Altıok şiirlerini kendi sesinden duymak ya da, onunla karanlık Sivas yolculuğuna çıkan ozan ve müzisyenlerin bestelerini dinlemek bu albümü ortaya çıkarmaktan daha değerli olacaktı şüphesiz. Yazık ki mesele tam da olmak ve ol(a)mamakla ilgili. Hele de bir varken, bir bakmışsın yok edilmişsin ülkesinde yaşıyorsan. Onlar yoksa, ben varsam, sen varsan. Arkalarında bıraktıkları eserlerine baktıkça böylesine bir varoluştan, onları yok eden sisteme karşı koyamamaktan utanç duyuyor insan.
Bir gece yarısı, benim gibi bir yabancı, mikrofona Altıok’un dizelerini okur, “Ölümü tastamam ezberledim de geldim, bilmem ki buradan nereye giderim” derken, şair çoktan ölmüştür, beraberindeki 32 kişiyle birlikte öldürülmüştür. Rahatça nefes alıp, sesimi bıraktığım karanlık stüdyodayken, merdivenin basamaklarına oturan üç şairi, otelin karanlık koridorlarında dumandan soluk alamayacak hale gelene kadar çaresizce yardım bekleyenleri düşünmekti en zoru.
Kısacık ömürlerine onlarca anlam bırakan genç insanlar ancak 1993 Temmuzu’na kadar yaşayabilmişti. Gördükleri son sahne olasılıkla onları katletmek için sabırsızlanan vahşi kalabalık, alevler ve duman olmuştu. O gün orada olan isimlerden biri de Hasret Gültekin’dir. Öldürüldüğünde 22 yaşındadır. Ben hayatımı kazanmak için henüz başkalarının şarkılarını çalarken, Hasret iki albüm yayınlamış, onlarca konser vermiş, altı yaşında çalmaya başladığı bağlamasıyla genç yaşında Anadolu’nun hatırı sayılır ozanlarından biri olmuştur. 16 yaşındayken ilk albümünü yayınlayan Gültekin, Kürtçe’nin Türkçe’nin bir lehçesi olarak gösterilmek istendiği yıllarda Kürtçe albüm yapan ilk sanatçılardandır. Newroz ismini verdiği albümü üzerinde adından daha kocaman “Kürt Halk Ezgileri” yazar.
Şelpe tekniğindeki ustalığının yanı sıra, yaptığı yöresel araştırmalar neticesinde Ege yöresine özgü bir Tezene türünü de zaman zaman kullanmış, çok sayıda uluslararası festival ve konsere davet edilmiş, büyük bir yetenekti Hasret Gültekin. Sivas’ta katledilişinden 72 gün sonra doğan çocuğunu göremeyen Gültekin, yaşıyor olsa Türkiye uluslararası bir sanat değerine sahip olacaktı.
Bakın vaktiyle (Temmuz, 2008) Hasret Gültekin’in annesi Hace Gültekin nasıl seslenmiş oğluna; “Sevgili Oğul, gazeteciler randevu isteyince önce korktum; ola ki senden ‘rahmetli’ diye söz ederler. Hani, hep ünlü bir işadamının, ya da milletin anasını ağlatan bir politikacının annesini seçerler ya, bu kez yarışın kulvarını değiştirmişler. Bu yıl Sivas’ta yobazların yaktığı tüm çocukların analarını seçmişler Yılın Annesi. A oğul, a çocuk, bana çamaşır makinası alacaksın diye, çok kızdığın Parti’nin gecesine çıkmaya değer miydi? Eskisini tamir ettirirdik ne olacak. Kim bilir sana nasıl zul gelmiştir o gece çalıp söylemek. Anneler Günü’nü bahane edip o parayla çamaşır makinesi almamız için Güler’e gizlice vermişsin parayı.”
Adına ister siyasal İslam, ister devlet terörü diyelim, Hasret Gültekin ve niceleri en üretken olacakları yaşta katledildiler, bu dünyadan kopartıldılar. Sanatçı, aydın, düşünürlerin hayatına mal olan Madımak, katliamı yapan değerlerin büyüyerek varlığını sürdürmesine neden oldu. Sivas Katliamı’nın katillerini savunan 26 avukatın 25’i bugün AKP içinde milletvekili, belediye başkanı, bürokrat ve parti yönetiminde görevli.
Adalet’in bir türlü yerini bulamadığı Madımak savunması adeta kariyerlerinin sıçrama taşı olan bu isimler var, onlar ise yok. Varlık ve yokluğun, olmak ve olmamak’ın böylesine çirkin bir şekilde cereyan ettiği bir ortamda geriye kalan şiirler, şarkılar ve kitaplar.
(05 Temmuz 2014, BirGün Gazetesi'nde yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok: